Gökçeada Genel Bilgileri

Ülkemizin Ege Denizi’nde Bozcaada ile birlikte bulunan iki adasından biri olan Gökçeada, Kuzey Ege’de Saros Körfezi açıklarında, Gelibolu Yarımadası’nın batısında konumlanmıştır. Gökçeada, Avlaka(İnce Burun) ile ülkemizin en batı noktasında yer almaktadır. Bu sebeple güneşin son battığı yer olarak anılmaktadır.

Anakaradan uzaklığı sebebiyle uzun yıllar boyunca ulaşımda sıkıntı yaşanan Gökçeada, bu yönüyle doğallığını ve bakirliğini koruyan, son yıllarda ulaşım sıkıntısının aşılmaya başlanmasıyla en önemli turistik destinasyonlar arasında yer almaya başlamıştır.

İlk Cittaslow Adası

Gökçeada Cittaslow
Gökçeada Cittaslow (Yavaş Şehirler) birliği üyesidir.

Sakin Şehirler Birliği tarafından sakinliği ve sessizliği, temizliği ve kendine yetebilir olma gibi kriterleri ile Cittaslow (Sakin Şehir) ünvanı verilen Gökçeada için ünlü gazete Financial Times, sakinliğiyle mükemmel bir kaçış noktası olarak adlandırdığı Gökçeada’yı Yunanistan’ın Founi adası, İtalya’nın Favignana ve Hırvatistan’ın Vis adası gibi önemli Akdeniz adaları arasında göstermiştir.

Sessizliği ve dinginliği ile dikkat çeken Gökçeada, Antalya, Bodrum, Fethiye ve Marmaris gibi Akdeniz ikliminin hakim olduğu diğer turistik bölgelerimize göre size sadece doğallığı ve sakinliği vaat eden bakir bir ada.

Adaya ayak bastığınız Kuzulimanı’ndan adanın en batı yerleşim noktası olan Uğurlu Köyü’ne olan uzaklığın 25 km. olduğu oldukça büyük bir adadan bahsediyoruz ki içerisinde 10 adet köy bulunuyor. Gökçeada, eski adıyla İmroz; Rum ve Türk nüfusun bir arada yaşadığı, zamanla diğer şehirlerimizden hatta dünyanın dört bir yanından göçler alan kozmopolit bir yaşam kültürüne sahip.

Gökçeada Tarihi; Arkaik dönemlere kadar dayanıyor olsa da yaklaşık olarak 8-9 bin yıldır yaşamın var olduğu düşünülüyor. Bu süreçte pek çok medeniyete ev sahipliği yapan adada en önemli tarihi yapılar Yeni Bademli Höyüğü ve adanın 3 noktasında yer alan kaleler.

1991 yılına kadar açık cezaevinin bulunduğu Gökçeada, bu tarihte kapatılan cezaevi birlikte yeni bir döneme girmiş bulunuyor. 1993 yılında adaya yapılan seyahatlerde uygulanan vize uygulaması da kaldırılarak adanın turizme olan bağının artması da sağlanmış. Şimdilerde turizm atağının hemen hemen başında olan Gökçeada, organik tarım, organik hayvancılık, yenilenebilir enerji kaynakları ve su, rüzgar sporlarına elverişli koyları ile turizm cenneti konumuna gelmeye başladı. Agroturizmin ülkemizdeki en önemli noktalarından biri olması beklenen Gökçeada’da organik arıcılık ve organik bal üretimi son yıllarda çok sayıda sertifikasyon alınması ile tescillenmeye devam ediyor.

Bakir ve temiz sahillerinin cezbediciliğini gören yerli ve yabancı pek çok turist her yıl Gökçeada’yı ziyaret ederken son yıllarda artan otel, apart ve pansiyon sayısı ile adanın yatak kapasitesinde de ciddi bir artış kaydedildi. Hizmet kalitesinin standardize edilmesi konusunda halen çok büyük bir atılıma ihtiyaç duyan adada turizmin profesyonelleşmesi ile birlikte adanın turizm markası olması bekleniyor.

Gökçeada’ya Ulaşım

Gökçeada’ya ulaşım Kabatepe Limanı’ndan kalkan arabalı feribotlarla sağlanıyor. Önceki yıllarda kullanılan Gökçeada Havalimanı aracılığı ile sivil havacılık ve ulaşım da sağlanabilirken son yıllarda uçak şirketlerinden yeterli talep gelmemesi ile havalimanı atıl olarak işletilmeye devam ediyor.

Gökçeada’nın Doğal Güzellikleri

Üzerinde 3 yapay gölet, 1 doğal Tuz Gölü, 2 şelale bulunan Gökçeada’da Türkiye’nin ilk Sualtı Milli Parkı bulunuyor. Yıldız Koyu Sualtı Milli Parkı’nda Akdeniz fokundan tutunda pek çok canlıyı görebilmeniz mümkün. Bu koy tamamen koruma altında olmasıyla birlikte, yaz aylarında özel gözetim ve izin ile dalış yapmanız mümkün.

Gökçeada Tuz Gölü
Tuz Gölü’nde şifalı olduğuna inanılan çamur banyosu yapan turistler

Kefaloz’da bulunan Tuz Gölü, denizin hemen 100 metre içerisinde yer alan bir lagün. Yaz aylarında çok çeşitli göçmen kuş çeşidine ev sahipliği yapan gölün en önemli misafirleri flamingolar. Her yıl çok sayıda kuş fotografçısının uğrak yeri olan Tuz Gölü, yüksek sezon olan Ağustos ayında neredeyse tamamen kuruyor olsa da şifalı olduğuna inanılan simsiyah çamuru ile de turistlere şifa dağıtıyor.

Adanın genelinde yeryüzü geven denilen dikenli bodur bitkilerle kaplı olsa da kayakoruğu, adaçayı ve kekik doğal olarak yetişen bitkiler arasında yer alıyor. Yaz alarında kekik kokusunu takip ederek güzel bir doğa yürüyüşü yapmanız mümkün.

Cevapla

Your email address will not be published. Required fields are marked *